Tarihe tanıklık eden Sulukule Kapısı'nın hikayesi
Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan tarihiyle dikkat çeken Sulukule Kapısı, kuşatmalardan günlük hayata uzanan izler barındırıyor.
UHABERHaber Merkezi
13 Ekim 2026 Salı 1 dk okuma
Fotoğraf: AA
Kısaca
- Sulukule Kapısı, Theodosius Surları'nın Topkapı ile Edirnekapı arasındaki bölümünde yer alıyor.
- 1453'teki İstanbul kuşatmasında Fatih Sultan Mehmet'in ordusu bu cephede toplar kullanmıştı.
- Kapı adını Bayrampaşa'dan gelen Lykos Deresi'nin surların altından geçmesinden alıyor.
- Bölge, Doğu Roma'dan Osmanlı'ya kadar Roman vatandaşların yaşam alanlarından biri oldu.
İstanbul'un surları arasında mütevazı bir geçit gibi görünen Sulukule Kapısı, Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan köklü geçmişiyle birçok önemli olaya sahne oldu. Bizans döneminde Pempton Kapısı olarak anılan bu yapı, Theodosius Surları'nın Topkapı ile Edirnekapı arasındaki kısmında, Lykos Deresi'nin surlara ulaştığı noktada bulunuyor.
Kuşatmalardan Günlük Hayata Uzanan Tarih
Edinilen bilgiye göre kapı ve çevresi, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u kuşattığı sırada en hareketli cephelerden biri olarak öne çıktı. Osmanlı ordusunun toplarla ağır biçimde dövdüğü bu hat, fetih sonrasında bir süre örülü kaldıktan sonra 19. yüzyılın sonlarında tekrar açıldı.
Sulukule adı ise bölgeden geçen suyla ilişkilendiriliyor. Bayrampaşa'dan doğan Lykos Deresi'nin surların altından şehre girmesi, bu bölgenin zaman içinde bugünkü adıyla anılmasına zemin hazırladı.
Farklı Medeniyetlerin İzlerini Taşıyor
Sanat tarihçisi Elif Rana Kabalıoğlu, kapının üzerinde haç işareti ve tamir kitabesi gibi farklı dönemlere ait mimari izlerin bulunduğunu belirtti. Surların depremler, yangınlar ve kuşatmalar nedeniyle zarar gördüğünü, bu nedenle hem Bizans hem de Osmanlı döneminde onarımlar geçirdiğini aktardı.
Tarih boyunca savunma hattı olmasının yanı sıra yerleşim yeri de olan bölge, Doğu Roma döneminden itibaren Roman vatandaşların yaşam alanlarından biri oldu. Osmanlı döneminde de Sulukule Mahallesi olarak anılan bu alanda Romanların katırcılık, nalbantçılık ve demircilik gibi mesleklerle hayatlarını sürdürdüğü biliniyor.