Haliç kıyısındaki tarihi Cibalikapı 1800 yıldır zamana meydan okuyor
Roma ve Bizans dönemlerinden Osmanlı ile Cumhuriyet'e uzanan Cibalikapı, 18 asırdır İstanbul'un değişen sosyal ve ticari hayatına tanıklık etmeyi sürdürüyor.
UHABERHaber Merkezi
10 Ekim 2026 Cumartesi 2 dk okuma
Fotoğraf: AA
Kısaca
- Cibalikapı, 2. yüzyılda Romalı Septimius Severus döneminde deniz surlarının parçası olarak inşa edildi.
- Haliç'teki zincir nedeniyle tek katlı yapılan kapı, mahallelerin limanla bağlantısını sağladı.
- Osmanlı döneminde çevresindeki denizcilik atölyeleri ve ahşap yapılar nedeniyle büyük yangınlara sahne oldu.
- Yaklaşık 1800 yıllık geçmişe sahip olan yapı, günümüzde aktif olarak kullanılmaya devam ediyor.
İstanbul Surları'nın Haliç kıyısında yer alan tarihi Cibalikapı, yaklaşık 1800 yıldır kentin gündelik ve ticari yaşamına açılan önemli noktalardan biri olma özelliğini koruyor. Roma ve Bizans dönemlerinden başlayarak Osmanlı'nın Tersane-i Amire'sine ve Cumhuriyet dönemine uzanan geniş bir tarihsel süreci barındıran yapı, kentin değişen çehresine tanıklık ediyor.
2. yüzyılda Romalı Septimius Severus zamanında deniz surlarının inşa edilmesiyle kullanılmaya başlanan kapı, kara surlarındaki savunma yapılarından farklı bir işlev üstlendi. Haliç’i baştan başa saran güvenlik zinciri sebebiyle tek katlı olarak inşa edilen bu kapı, doğrudan iç mahallelerden limana ve denize ulaşımı sağladı.
Fetih dönemi ve ekonomik hayat
Fatih Sultan Mehmet’in 1455 yılında yaptırdığı ilk nüfus sayımında "Cebe Ali" ismi kayıtlara geçerken, fetih sırasında kente ilk giren Osmanlı komutanlarından Cebe Ali'nin türbesi de kapının hemen yanında konumlanıyor. Halk arasındaki anlatılarda ve Evliya Çelebi'nin aktarımlarında da yer bulan semt, Osmanlı dönemi boyunca deniz ve ticaretle olan güçlü bağını korudu.
Haliç’in karşı kıyısında bulunan Tersane-i Amire’nin faaliyetleriyle bağlantılı olarak bölgede gemilerin bakımında kullanılan kalafatçılık ve zift kaplaması gibi işlere yönelik çok sayıda dükkan ile atölye hizmet verdi.
Yangınlar ve tütün fabrikası
Deniz kıyısında yer alması, rüzgar alması ve ateşle iç içe çalışan atölyelerin arkasında ahşap konutların bulunması bölgeyi sık sık yangın tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. 1633 yılında bir kahvehaneden çıkarak 3 gün süren ve kenti büyük oranda etkileyen Cibali yangını sonrasında IV. Murat döneminde tütün ve sigara kullanımına yasak getirildi. Tütün yasağına sebep olan bu bölgede, 1884 yılında Cibali Tütün Fabrikası kuruldu.
İlerleyen yıllarda kültür ve edebiyat hayatında da yer edinen semt, ünlü "Cibali Karakolu" tiyatro oyunuyla sahnelerde uzun yıllar temsil edildi. Tarih boyunca bir kısmı kapatılan ya da yok olan şehir kapılarının aksine Cibalikapı, günümüzde de kullanılan aktif bir geçiş noktası olma vasfını sürdürüyor.