Yapay zeka veri merkezleri su kaynakları üzerinde baskıyı artırıyor
Veri merkezlerinin artan su ve enerji ihtiyacı, özellikle kuraklık riski bulunan bölgelerde altyapı ve su yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
UHABERHaber Merkezi
15 Ekim 2026 Perşembe 2 dk okuma
Fotoğraf: AA
Kısaca
- İşlemcileri soğutmak için günlük milyonlarca galon tatlı su tüketiliyor.
- Büyük veri merkezleri küçük bir şehir kadar elektrik ve su kullanıyor.
- Uzmanlar bölgesel altyapı baskısına ve şeffaflık eksikliğine dikkat çekiyor.
Yapay zeka sistemlerine altyapı sağlayan veri merkezlerinin her geçen gün artan su ve enerji ihtiyacı, küresel ölçekte su kaynakları üzerindeki baskıyı derinleştiriyor. Büyük dil modellerinin eğitimi ve çalıştırılmasında kullanılan yüksek performanslı işlemcilerin ürettiği ısıyı kontrol etmek amacıyla gelişmiş soğutma sistemlerinden yararlanılıyor. Bu sistemlerde kullanılan milyarlarca litre tatlı su, ekipmanların aşırı ısınmasını önlerken veri merkezlerinin kesintisiz çalışmasını sağlıyor.
Sektör temsilcilerinin paylaştığı veriler yapay zekanın bireysel kullanım ölçeğindeki etkilerine ışık tutuyor. Google, Gemini modelindeki metin tabanlı bir sorgunun yaklaşık 5 damla su tükettiğini tahmin ederken, OpenAI yöneticisi Sam Altman bir ChatGPT sorgusunun yaklaşık 0,32 mililitre su harcadığını belirtiyor. Ancak uzmanlar, yapay zekanın toplam su tüketiminin doğrudan ölçülmesinin zor olduğunu ve gerçek miktarın öngörülenin ötesine geçebileceğini vurguluyor.
Elektrik ve Su Tüketimi Küçük Bir Şehir Düzeyinde
Veri merkezlerinin büyüklüğüne dikkat çeken uzmanlar, bu tesislerin enerji ve su kaynakları henüz tamamen güvence altına alınmadan hızla yayıldığını dile getiriyor. Elektrik üretimi için kömür ve buhar türbinlerine başvurulduğunda su ihtiyacı daha da katlanıyor. Orta ölçekli tipik bir veri merkezinin yalnızca soğutma için günde 1 milyon galon su kullanabileceği, bu elektriği üretmek için ise 4 milyon galon suya ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Bu durum, veri merkezlerinin su ve elektrik tüketimini küçük bir kasaba seviyesine çıkarıyor.
Küresel ölçekte tüm veri merkezlerinin yaklaşık üçte biri ABD'de yer alıyor. Tahminlere göre 2028 sonu itibarıyla veri merkezlerinin enerji tüketimi ABD'nin toplam elektrik tüketiminin yüzde 10'unu oluşturabilir. Küresel oranın yüzde 1,5 seviyesinde kalmasına rağmen, yerel düzeydeki etkiler oldukça ağır hissedilebiliyor.
İstihdam Katkısı Sınırlı Kalıyor
Hükümetler ve yerel yönetimler, veri egemenliği ve teknolojik yatırımları çekmek adına ruhsat süreçlerini hızlandırsa da bu tesislerin ne kadar su ve elektrik tüketeceği her zaman detaylı incelenmiyor. Bir milyar dolarlık devasa bir veri merkezi yatırımı kağıt üzerinde büyük görünse de doğrudan yalnızca 100 civarında iş imkanı yaratabiliyor. Ayrıca işlerin yüksek uzmanlık gerektirmesi nedeniyle yerel halk bu istihdamdan doğrudan faydalanamayabiliyor.
Çevresel etkilerin büyük ölçüde yerel nitelikte olduğuna işaret eden araştırmacılar, asıl meselenin yıllık toplam tüketimden ziyade talebin su sıkıntısı veya elektrik şebekesi yetersizliği yaşanan dönemlerde yoğunlaşması olduğunu aktarıyor. Şirketlerin yıllık bazda veri açıklamasına rağmen tesis bazında anlık su talebi ve coğrafi etkiler konusunda daha şeffaf olmaları gerektiği edinilen bilgiler arasında yer alıyor.