Bilecik'te Osmanlı döneminden kalan 21 hamam doktora tezine konu oldu
Bilecik ve ilçelerinde yürütülen 4 yıllık saha araştırmasında Osmanlı dönemine ait 21 hamam incelendi. Araştırma, hamamların mimarisini ve sosyal yaşamdaki rolünü gözler önüne seriyor.
UHABERHaber Merkezi
10 Ekim 2026 Cumartesi 2 dk okuma
Fotoğraf: AA
Kısaca
- Saha çalışmasında kent merkezi, ilçe ve köylerde bulunan 21 hamam yapısı yerinde incelendi.
- Hamamların yalnızca temizlik değil, salgın hastalıkları önlemede hijyen süzgeci işlevi gördüğü saptandı.
- İncelemelerde Selçuklu ile Osmanlı mimari izlerinin yanı sıra devşirme malzemeler de tespit edildi.
4 Yıllık Saha Çalışmasıyla Yapılar Kayıt Altına Alındı
Bilecik'te Osmanlı dönemi mirasını gün yüzüne çıkarmak amacıyla yürütülen doktora tezi çalışmasında, kentin farklı noktalarındaki tarihi hamamlar detaylıca incelendi. 2022-2026 yılları arasında gerçekleştirilen araştırmada Bilecik merkezde 5, merkeze bağlı köylerde 10, Söğüt köylerinde 4, Gölpazarı'nda 1 ve Osmaneli'de 1 olmak üzere toplam 21 hamam yapısının ölçümleri yapıldı, fotoğrafları çekildi ve mimari özellikleri kayıt altına alındı.
Edinilen bilgiye göre arşivlerde yer alıp günümüze ulaşmayan 3 hamamla birlikte kentteki toplam hamam sayısının 24 olduğu belirlendi. Kitabe eksikliği nedeniyle tarihlendirilmesi zor olan yapılar için arşiv belgeleri, vilayet salnameleri ve Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi gibi kaynaklardan yararlanıldı. 1876 tarihli Hüdavendigar Vilayeti Salnamesi'nde bölgede 15 hamamın bulunduğunun belgelendiği aktarıldı.
Çarkıfelek Motifleri ve Devşirme Malzemeler
Araştırmada hamamların Selçuklu ve Osmanlı dönemi mimari çizgilerini taşıdığı görüldü. Bazı yapıların kurna taşlarında çarkıfelek motifleri yer alırken, Gölpazarı Gazi Mihal Hamamı'nın halvet hücresinde Türk üçgeni sisteminin kullanıldığı belirlendi. İlyas Bey Hamamı'nda ise Bizans dönemine ait sütun başlıklarının Osmanlı inşa sürecinde devşirme malzeme olarak değerlendirildiği tespit edildi.
Salgın Hastalıklara Karşı Hijyen Süzgeci
Tarihi hamamların sadece yıkanma alanı değil, aynı zamanda önemli birer sosyal merkez olduğu ifade edildi. Özellikle pazar kurulan yerleşim yerlerinde dışarıdan gelen kişilerin şehre girmeden önce hamama girmesinin istendiği uygulamalar öne çıkıyor. Osmanlı döneminde salgın hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla hamamların bir nevi hijyen ve güvenlik kontrolü işlevi gördüğü, yıkanma süreci tamamlandıktan sonra yerleşime girişe izin verildiği belirtiliyor.