Okullarda şiddeti önlemede aile ve okul işbirliği kritik rol oynuyor
Uzmanlar, okullarda yaşanabilecek şiddet olaylarının önüne geçilmesi için erken farkındalığın ve aile ile okul yönetimi arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
UHABERHaber Merkezi
18 Ekim 2026 Pazar 2 dk okuma
Fotoğraf: AA
Kısaca
- Psikolojik sorunlar tek başına şiddet eğiliminin kesin göstergesi değildir.
- Şiddet planlayan kişilerin önemli bir kısmı bu niyetini çevresine anlatıyor.
- Aile ve okul arasındaki bilgi akışı erken müdahale kapasitesini artırıyor.
Okullarda şiddet olaylarının önlenmesinde öğrencilerin gösterdiği risk işaretlerinin erken fark edilmesi ve aile ile okul yönetimi arasındaki iletişimin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Edinilen bilgiye göre, çocukların mahremiyetinin korunması ile güvenli bir okul ortamının sağlanması arasındaki dengenin gözetilmesi gereken süreçte, paydaşlar arasındaki işbirliği öne çıkıyor.
Eğitim uzmanı Banu Yapıcı ile psikiyatri uzmanı Dr. Orçun Ortaköylü, öğrencilerin kendilerine ya da başkalarına zarar verme riski taşıyan davranışlarının erken tespit edilmesinin ve ailelerin okul yönetimiyle iletişim kurmasının olası şiddet olaylarını engellemedeki rolüne dikkat çekti.
Şiddet Riski ve Psikolojik Faktörler
Psikiyatri uzmanı Ortaköylü, her psikolojik sorun yaşayan çocuğun şiddet eğilimi göstermeyeceğini ancak şiddete başvuran kişilerin neredeyse tamamının bir miktar psikolojik sorun yaşadığının satandığını ifade etti. ABD'deki araştırmalara işaret eden Ortaköylü, her 3 saldırgandan 2'sinin planladığı şiddet olayını çevresine aktardığını belirterek, ebeveynlerin ve yakın arkadaşların fark ettiği sinyallerin okul yönetimiyle paylaşılmasının önemini vurguladı.
Eğitim uzmanı Yapıcı ise ailelerin çocuklarında gözlemledikleri ciddi tehditvari davranışları okul yönetimiyle paylaşmamasının erken müdahale kapasitesini zayıflattığını belirtti. Yapıcı, temel sorunun aile ile okul arasındaki bilgi akışının kesintiye uğramasından kaynaklandığına işaret etti.
Mahremiyet ve Güvenlik Dengesi
Çocuğun mahremiyeti ile okul güvenliği arasındaki dengenin, öğrencinin tüm psikolojik geçmişinin paylaşılmasıyla değil, güvenlik açısından gerekli bilgilerin sınırlı ve ölçülü bir çerçevede aktarılmasıyla kurulabileceği ifade edildi. Yapıcı, mahremiyet hakkı ile güvenli eğitim hakkının birbirini dışlamayan, aksine birlikte korunması gereken iki temel ilke olduğunun altını çizdi.
Mevcut uygulamaların etkinliğinin ölçülmesi, okul temelli müdahale kapasitesinin artırılması ve kurumlar arası yönlendirme süreçlerinin standartlaştırılması gerektiği kaydedildi.